equalizer.gif (240Ã?320)
      
Kullanıcı:    Parola:    Üye Ol   Şifremi Unuttum  
 
 
 
 

Cahit Zarifoğlu


Cumhuriyet dönemi şairlerinden biri olan Cahit Zarifoğlu, hayata çok erken yaşlarda veda eden bir isimdir. Tam adı Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olan sanatçı, 1940 yılında Ankara’da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatını okuduktan sonra, şiirleri bazı dergilerde yayınlanmaya başladı. Askerliğini Sarıkamış’ta yapan Zarifoğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nda da yer aldı. Yakalandığı akciğer kanserine yenik düşerek, 1987 yılında vefat etti. Deneme, roman, hikaye, şiir, tiyatro ve araştırma kategorisinde eserleri olan Cahit Zarifoğlu’nun en çok bilinen şiirlerinden birine yer veriyoruz.Cahit Zarifoğlu’nun şiirlerinin genel özelliği oldukça uzun olmasıdır. Bu eseri de şairin en uzun şiirleri arasında yer alıyor. O simsiyah sakalları ve gece gibi karanlık bakışlarıyla hafızalarımızdan silinmeyen Zarifoğlu, dünyadan erken gitmesine rağmen, ardında bizi bizden alan satırlar bıraktı. Bu şiiri de hüzün ve hasret duygularıyla yoğrulmuş, muhteşem yapıtlarından biridir. Sevmek de Yorulur Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım Bana bunu sessizce anlatıyorlardı Bir yerde onların yönlerinden alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki bulvarların geceye vurdukları çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan bir sürü alışkanlıklar taşıyan insanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin başkası sevsin diye en seçkin yerine bir şal gezdirirdi İnsanlığımıza bir şey getirirdi yalnızlarla Bir sen varsın hep saçların ağzın Bir merdiven hücresinde uzak çağrışımlarla koşardın ya bensem seni sonsuz gelişinle saçından tanıyor gülüşünden kaçıyor eğilip başını içlerimden geçtiğin zaman uzağa bir yolcuya karşı çıkar gibi Artık gecikmiş alışıldığım gidişinle davranılmaz üstünde durulmaz hiçbir tüfeğe gelmez bir kekliksem Yüzün soygundan geçmiş öyle bir yerde durmuş ki bakışın boynun bozgun üstünden bir nehir geçer gibi ya gecedir ondan ya bulanık sudan bir hasta gibi ağrımaktasın Gelişini aldım onu nasıl harcadım Denizden bunalıp okyanusa Selâm çakan vapurun Sevindik adımına birden parka çekildik Ve birden nasıl bayram bıyıklı Bir yaylım herkesin yaydığı bir merhabayla Eğip başını içlerimden gittiğin zaman Uzağa bir yolcuya çıkar gibi Selini üstüme çektin önce camdan bir mektup dolabının üstüste sayısız koridorunu yüzüme yakın başını duvara değdirmiş bir benzetişle josef ka benzeri bir bakışındı ya da konuşmayı kesip aman sen öyle bir gittin ki benimle Piknik beni sana verdi önce Gelişen güneş yalnızlıktan bir göze Eski ellerin Ve çağlarınla bir şeye uzanmış etin Ve hançerinle zamana saf durmuş Son gidişindir bu Bunların hepsi beni çağırıyorlar sevinçlerimden Biri denizdir uzun boylu gürültüsüyle zaten hangisi kavak zürafası değil biri bütün yan odaları bekler kuşkulu geçer camlardan ve bırakır yerini bir koridor bekçisine Haydi sen bütün onlara git benimle Son sigaramdın Gidişin antinikotin Birden bir şey mutlu eşit piyano çalıyor Elleri iki çeşit durgun Gerçi çıkmıyor gelenlerin karanlığa duranların Suya inen sesleri Tam şimdi denizinle bir çakıl taşına yaklaşıyor kuma çok yakın bütün kesitlerinle bakıyor ve bunalıyorsun Tam şimdi ipe koşan beni elleriyle alkışlayan ağrıyan bir gün geliyor Cahit Zarifoğlu